Tüm bu gelişmeler sonucunda, yani yolların gelişmesi sayesinde ordular da artık daha hızlı hareket edebiliyordu. İmparatorluk üzerine imparatorluk kuruluyordu.

M.Ö. 500’den 200’e uzanan üç yüzyıl boyunca gözden uzak küçük bir köy olan Roma’dan tüm Batı Akdeniz’e hükmeden bir imparatorluk ortaya çıkmıştı. Evet Roma Tiber nehri kıyısında ufak tefek bir köydü.

Üzerinden iki yüzyıl daha geçtiğinde bu imparatorluk tüm sahip olduğu toprakların üstüne bir de Doğu illerine hakim olmuştu. M.Ö. 30 yılında Mark Antonius kılıcının üzerine düşüp, Cleopatra engerek yılanı ile göğsüne bastırdığında Augustus İber yarımadasından Suriye’ye uzanan muhteşem imparatorluğun tek hakimi olmuştu.

İşte bu an tarihte ilk ve son kez Akdeniz politik olarak birleşti. Bu yılları takip eden nispeten huzurlu iki yüz senenin sonunda ise ortalık kan gölüne döndü. İşte bu huzurlu iki yüzyıllık dönem gezginler için inanılmaz senelerdi. Düşünsenize tüm Akdeniz’de hiçbir sınır geçmeden, kesesinde sadece Roma Sikkesi taşıyarak gezilebiliyordu.

Ana rotalarda güvenlik sağlanıyordu. Yani korkmadan seyahat edilebilirdi. Eskisi gibi haydutlar yollarda yol kesemiyor daha doğrusu kesemiyordu.Yollardaki insanlar da artık çok çeşitli idi. Devlet temsilcileri, iş adamları, gezgin tüccarlar, turneye çıkan oyuncular, Asclepius tapınağına şifa aramak için giden hastalar, oyunlara ve festivallere gidenler... Ama sadece yolculuk etmek için yolda olan çok insan yoktu. Gerçi bugün de bu amaçla yola çıkmış çok insan olduğu söylenemez.

Dünyanın ilk yolculuk yazarı olma şerefine tabii Heredot nail olmuştur.

M.Ö. 490 yılında Pers Kralı Darius’un Atina’ya hem karadan hem de denizden düzenlediği ilk savaştan  galip çıkan ve hemen hemen 10 yıl sonra  Darius’un oğlu  Xerkes’in düzenlediği devasa harekattan da alınlarının akıyla çıkan Atinalılar böylece Doğu Akdeniz’in en önemli halkı oluvermişti.

İşte Salamis ve Platea zaferlerini, bundan sonraki birkaç savaşı daha Heredot sayesinde öğrendik. Heredot tarihi kayda geçiren ilk kişi değildi tabii. Ancak  daha önceki kayıtların hepsinin ana teması tanrıların isteği ile kazanılmış zaferlerdi. İlk kez Heredot insanların bireysel eylemlerini kayda geçirmişti. Ancak anlattığı bunca şeye rağmen kendisi ile ilgili çok az şey biliyoruz. Kendinden pek bahsetmiyor eserlerinde.  Heredot’un yaşadığı çağı  takip eden yıllarda artık turistik amaçlı seyahatler daha da arttı.

Bunlardan en enteresanı da Cicero’nun seyahatleri…

© 2017-2018 To The Top All rights reserved.
Developed by web-studio NaturalArt