Bir önceki bölümde Cicero’dan bahsettik. M.Ö.59 yılının ılık bir Nisan  Ayı. Cicero Yazdığı bir mektupta çıkacağı yolculuğu anlatır ve yazlık evlerinden bahseder. Bu evlere yapacağı yolculuk sırasında uğrayacağı yerleri ve aralardaki bayram ve festivalleri anlatır ve der ki,

‘’Niyetim Pales bayramında Formiae’deki evime gitmek. Mayıs 3’ünde Antium’da olmak için ayın birinde Formiae’den ayrılacağım. Ayın dördünden altısına dek Antium’da gladyatörler var. Sonra da Tusculum’a gitmeyi düşünüyorum…’’ Mektup böyle devam eder gider.

Daha önce Yunan şehir devletlerinde yolculuk etmenin beş temel nedeninden söz etmiştim. İş, sağlık, tapınak ziyareti, festival ziyareti, dünyayı görmek. Cicero’nun bu mektubundan artık bir de turistik seyahatlerin başladığını anlıyoruz. Tüm bu ihtiyaçlar elbette yolların daha da gelişmesini sağlıyor. Yollar geliştikçe de düşünceler, dogmalar, felsefeler daha hızlı yayılmış.  Konumuz yolculuk, bilinmeyene yolculuk. Bu doğru!

 Yaşamın kendisinin de bilinmeyene yolculuk olduğu düşünüldüğünde insanoğlunun antik çağdan itibaren yaşam yolculuğuna rehberlik eden birkaç felsefeden söz etmeden geçemeyeceğim. Çokça bilinen felsefelerden ziyade zamanında dahi yanlış anlaşılan bir felsefeden söz edeceğim. Çünkü çok yakınımızdaki çok az tanınan bir antik kent bu felsefenin çıkış yeri olmasa da yayıldığı yer olması bakımından çok önemli. Tanrısal olmayan mutlulukların ardında koşan materyalist felsefenin ilk örneğidir Epikürizm.

Hele hele M.Ö. 300’lerde ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda insanoğlunun 2300 yıl önce ulaştığı düşünce düzeyini göstermesi bakımından çok önemli buluyorum. Bu felsefenin babası Epiküros der ki :

“Ölüm kaçınılmaz olduğuna göre yaşadığımız ve yaşayacağımız tek bir hayattan alabildiğimizin en fazlasını almalıyız; amacımız, bu dünyada iyi yaşamak, bu dünyada mutlu olmaktır.Kişileri soylu ya da sonsuz yapan herkese eşit olan doğa değil, kişilerin eylem ve karakterleridir. Kader diye adlandırılan rastlantılar da  nadiren yaşamı değiştirirler. Her şey genellikle kendi elimizdedir.”

Gölge etme başka ihsan istemem diyen Diyojen’i bilmeyenimiz yoktur. Ama biz fıçı içerisinde yaşayan bu Dİyojen’den değil, neredeyse tam aksi bir felsefeye sahip Oinonda’lı bir başka filozof Diyojen’den bahsedeceğiz…

© 2017-2018 To The Top All rights reserved.
Developed by web-studio NaturalArt