Okuyacağınız bu gezi yazısı Gezitta Dergi'nin Kasım sayısında yayınlanmıştır. 

 

Muhteşem, ama kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir coğrafya Toroslar.

Muğla’nın, Antalya’nın, Mersin’in, Adana’nın, Hatay’ın, Gaziantep’in, Urfa’nın, Mardin’in, Şırnak’ın, Hakkari’nin kuzeyi,
Denizli’nin, Burdur’un, Isparta’nın, Konya’nın, Karaman’ın, Niğde’nin, Kayseri’nin, Maraş’ın, Adıyaman’ın, Diyarbakır’ın, Batman’ın, Siirt’in, Van’ın güneyi.
Memleketin 23 İli’nin ya altında, ya üstünde, ya da tam ortasında onlarca medeniyetin beşiği olmuş, yüzlerce ırmak, bir o kadar göl, sayısız antik kent, binlerce kilometre yol, binlerce sapak.

Yörükleriyle, yaz kış karla kaplı zirveleriyle, çağıl çağıl ırmaklarıyla, sarp kayalıklarıyla, dünyada eşi benzeri olmayan sedir ormanlarıyla her yolculukta insanı şaşırtan bir coğrafya.

Bir başka tarifle Akdeniz’in kuzeyi, Anadolu’nun güneyi, Egenin doğusu. Ama hep Akdeniz’in kucağında, Akdeniz’in kokusuyla.

Buraların tarifi çok. Likya’nın doğusu, Kilikya’nın batısı, Pamfilya’nın kuzeyi.

Bir kere gezmeye başladınız mı, zaten duramayacaksınız. Siz de kendinize uygun bir tarif muhakkak bulacaksınız.

Birçok yaylanın bulunduğu bir plato olmasına rağmen pek bilinmeyen bir bölgeye gidelim ilk seferimizde.

Gideceğimiz platoya benim bildiğim ve çıktığım en az 6-7 farklı rotadan çıkılıp, yine en az 8-9 rotadan rotadan inilebilir. Ya da tam tersi. Nereden yola çıktığımıza bağlı.

Adı da bol bu platonun. Yedi Kaza Yaylaları derler, Taşeli Platosu derler, Geyik Platosu derler… Söyledim ya tarifi de adı da çok buraların.

Ben Taşeli Platosu adını tercih ediyorum. Orta ve batı Toroslarda yayla tarifine tamı tamına uyan ender yerlerden bir tanesidir Taşeli Platosu. Geyik Dağları’nın ortasında bir çok geniş yayla ve vadiden oluşur.

Yedi Kaza Yaylaları denmesinin nedeni ise yakın zamana kadar Hadim, Manavgat, Alanya, Akseki, Gündoğmuş, Bozkır, Gazipaşa kazalarının ortasında olmasından. Şimdi sanırım 3-4 yeni ilçe daha var civarında. Yani 11 kaza yaylaları olmuş şimdilerde.

Plato öyle bir seferde gezilecek bir plato değil. Batıdan doğuya kuş uçuşu 50km., güneyen kuzeye ise en az 40-55km. Ama bu dağlarda kuş uçuşu mesafelere sakın ola aldanmayın. Bazen kuş uçuşu iki kilometrelik bir mesafeyi aşmak için 40-50 kilometre yol kat ettiğiniz olur.

Platonun hemen hemen ortasında yaklaşık 2300 metre irtifada Eğrigöl adı verilen nefis bir göl var. Bazı haritalarda Eğil Gölü yazar.

Göl Antalya’nın Gündoğmuş İlçesi’nin yaklaşık 40 km. kadar kuzeybatısındadır.

İster bir otomobil, ister dört çeker bir araç, ister benim gibi motosiklet, veya belli bir yere kadar taşıyacağınız bisikletinizle çıkın. Ama her halükarda çadırınızı alın yanınıza.

Ben kaplumbağa misali çadırsız çıkmıyorum hiçbir yere. Bazen öyle muhteşem bir yere geleceksiniz ki, o güzellikten ayrılmak istemeyecek ve oracığa çadırı kuracaksınız. Sabahın ilk ışıkları ile çevrede yapılan yürüyüşün tadını başka hiçbir şeyde bulamazsınız. Hele hele ilk bahar ayları ise doyamazsınız çevrenin güzelliğine. Gerçi her mevsimin kendisine özel güzellikleri var.

İlk seferinde ayağınızı alıştırmak babında Antalya’nın Akseki ilçe merkezinden geçen rotadan gidelim. Bu rotada sürüş nispeten kolay. Akseki merkezinden girip dümdüz Konya-Alanya Yolu’na devam ediyoruz. Yol bir yerde çatallaşıp ikiye ayrılır. Biz asfalt yola değil sağdaki toprak yola sapıyoruz. Takılırsanız şehir çöplüğünü sorun. Yol tam çöplüğün yanından geçiyor.

Söylediğim gibi nispeten sürüş kolay olmakla beraber başlarda zemin gevşek sayılabilir.

Bu yolun üzerinde İlvat Gölü var. Yolda giderken hiç ummadığınız bir anda sol tarafınızda ortaya çıkar. Yaklaşık 2000 metre irtifada. Özellikle bahar aylarında ve yaz başında nefistir burası.

İlvat Gölü’nden Eğrigöl’e giden yolda Duruca Gölü, Küllü Göl gibi irili ufaklı 3-4 göl geçiyoruz.

Sürekli 2000 metrenin üzerindeyiz buralarda. İlvat Gölü’nü geçtikten yaklaşık 8-9 km. sonra yol bir başka yolla ‘’T’’ yapacak şekilde birleşir. Burada sağa dönerek devam edeceğiz. Dönüşten 11-12 km. sonra ise yine bir ‘’T’’ ye ulaşacağız. İşte o noktada sola devam ediyor ve 7 km. sonra Eğrigöl’e ulaşıyoruz.

Bu yüksekliklerde insan hafifliyor. Belki de alışkanlık yapan bu hafiflik duygusu. Hafifliğin nedeni sadece bu yüksekliklerde basıncın düşük oluşu değil elbette. Yol boyunca üzerimizden atarak ağırlığından kurtulduğumuz stresin de etkisi var.

Geyik Dağı sırası aslında Batı ve Orta Torosların genel coğrafi yapısından farklı bir yapıya sahiptir. Bitki örtüsü bile farklıdır. Sıraya adını veren 2877 metrelik görkemli Geyik dağı gölün güneybatı tarafında yükselir. Dağı. Çölün ortasındaki bir vahadan farksızdır bölge. Eğrigöl’ün güneyinde 2400 metrelik Küçük Geyik Dağı, kuzeyinde 2531 metrelik Karadağ ve kuzeybatısında 2408 metrelik Tanrı Dağı var.

Söylediğim gibi buraya baharda haziran ortasından sonra gidilmeli. Yılkı atlarıyla koşar, tavşanları kovalarsınız. Aman tilkileri beslemeyin! Beslenmeye alışırlarsa işin kolayına kaçarlar.

Suyunu muhakkak için. Yanınızda getirdiğiniz suları dökün, elinizdeki bütün şişeleri bu suyla doldurun! Can verir.
Eğer bal bulursanız hemen alın! Kanatlandırır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

To The Top